Tatili bitirdim ve gene Ankaradayım. Otobüste hiç uyuyamadım en öne almışım bileti hiç farkında diildim. Nası oldu bilmiyorum ama 4 numarayı şöförün arkasındaki ikinci sırada cam kenarı olarak algıladım. Tabi en öne oturunca bütün yol boyunca (9 saat) mal gibi yola baktım ve düşündüm, hayal kurdum, aklıma gelen herşey hakkında bişiyler düşündüm, senaryolar ürettim. Doğal olarak da işe kıpkırmızı esrarkeşkeş gözlerle gittim, ama gene de yapmam gereken işleri hallettim içim rahat. Fakat sorun şu ki sokağın karşısında bir grup adam türk müsikisinin nadide örneklerini seslendiriyorlar fakat şu elektro saz yok mu hasta ediyor beni dıtdırı dıtdırı umarım keserler en kısa sürede de uyurum.
Maç var bugün karşıdaki kahveye maça gidicem, şu digitürk ve dsmart kanalları cok canımı sıkıyor, evde maç izleyemeyecekmiyiz kardeşim, hani öyle çok tv izleyen biri olsam alcam bi tanesini de şimdi birini alırım yılda bi maç izlicek olurum diğerinde çıkar iyice fıttırırım. En güzeli hiç karışmamak ve kahveye gidip paşa paşa izlemek.
Tatil hikayelerine gelince; evet arkadaş benden geçmiş bu çadır, kamp, festival olayları. Konfor istiyor bünye bir yerden sonra. Aptal gibi bide 5 saat güneşin anlında durunca vücutta yanmayan yer kalmadı her tarafım kıpkırmızı oldu 3 gün sürdü geçmesi, deri soyulması bir haftadan beri hala sürüyor. Tabi bu yanma hikayesi festivalin 2 günü ortaya çıktı ve de geriye kalan iki gününde heba olmasına sebep oldu zaten topu topu 2 hafta tatili olan ben "salak", günleri bol keseden harcadım. Neyse seneye artık :(( nası ya seneye nası ya seneye, gülmeyin sizinde başınıza gelicek :)
İş konusu babamla konuştum bizimkilerin yanına gidince, napiim diye akıl aldım. Dedim ki çok fena kafa ütülüyorlar baba napiim. O da bana sadece yapman gerekeni yap, ayşeyle fatmayla uğraşma, yoksa eziyet olur felan dedi, haklı tabi. Bende iş konusundaki strateijimi "kimseyle uğraşma işine bak" tabanlı oluşturucam. Bundan sonra insanlarla değil kimyasallarla meşgul olucam.
Ha yeni bi plan daha; en kısa zamanda ki bi dahaki maaş zamanı oluyor eşya alıcam odaya böyle göcebe gibi olmuyor. Her taraf her yerde. Bi de şu boyama işi var yıllar geçmiş ev boyanmayalı, çok fena görünüyor.
Şu konsantrasyon olayı çok önemli, yani eğer ki bir şeylere takılı kaldıysan sanki hayatta başka birşey yok gibi hissediyorsun. Bundan dolayı bazı şeylere çok takılı kalmamak lazım. Her şeyi ayarında yaşamak gerek. Hep ortalama biri olduğumdan şikayet ederdim, vasıfsız diye tanımlardım kendimi şimdi düşününce sanırım bazı şeyleri doğru yapmışım, ama hala bazı konularda eksikler var. Aslında hayatın da bir kuralı yok, yani şu böyle ötekini şöyle yaşa demek yanlış olur. Sanırım ben herşeyi bir kurala oturtmaya çalışıyorum sorun burda, bir zamanlar değer verdiğim biri şöyle demişti bana "çok kurcalıyorsun hayatı ve tadını kaçırıyorsun bazen". Aynı paragraf içinde iki zıt düşüncemde de hak veriyorum kendime, çok kararsızım çok...
PUT
-
Bir adam puta taparmış; Evinde bir tanrı varmış tahtadan. Kulakları kocaman,
ama sağır bir tanrı. Adama sorsan ne dilerse yaparmış; Ne var ki dilek
masrafl...
7 saat önce







0 yorum:
Yorum Gönder