pipifik

Hayat Akarken Günden Güne, Bir sen Varsın Yerinde Sayan

  • Yazılar
  • Yorumlar

  • Anasayfa

Maket Uçak Yapcam

10 Şubat 2009 Salı

Evet baya bi zaman geçmiş yazmayalı. Bi sürü bişeyler oldu bu sayısız ayda, anlatmam lazım. Afrika müziğine sardım. Okulda bir sürü bişeyler oldu. İnsanlar bir garip. İstanbula gittim geldim bi ara.

Ya arkadaş tatil nedir unuttum. Nasıl bir çalişma hayatıymış bu. Alkolik olmaya başladım biraz biraz. Param yok ama alkolik oluyorum, hep böyle filmlerdeki gibi jack daniels içmek istemiştim ama promosyona girmiş rakıları içiyorum bu aralar en pahalı olarak. Aslında düşününce bira daha pahalıya geliyor.

Ev değiştirdim bu arada (bu ara dediğim 2 ay) tek yaşıyorum artık. Geçen bu yeni taşındığım eve geliyorum kızılaydan dolmuşa binicem; herifin teki karşı binadan intihar ediyor. İlk başta işçi filan zannettim, sallamadım sonra herif binadan sarktı felan, insanlarda sonradan uyandı benim gibi, göbeğini filan kesti jiletle galiba, uzaktan görünmüyodu pek. Bağırdı sonra, insanlar öyle yürüyüp veya dolmuşa binip gittiler. Yani bu olayı belkide en fazla aklında tutan benim 1 hafta on gün felan oldu. Türk insanın bi olayı en fazla 28 gün gündemde tuttuğunu biliyormuydunuz? Yirmisekiz gün yav sonra herşey unutuluyor yani, ölsenizde, sakat kalsanızda, dünya batsa en fazla 28 gün. Yazık biyerden atlamaya değmez. Aslında o herif atlıcak gibide durmuyordu sırf şov için çıkmış galiba oraya, yani bana öyle geldi aslında. Derdinide anlamadım ama bir kaç gün sonra arkadaşlara bahsettim gören olmuş itfaye gelmiş onlar ordayken, bez germişler atlarsa ölmesin diye(cehennem silahının ilk filmi geldi aklıma bilenler bilir). Atmamış ama atlasaydı duyardım, baya bi araştırdım netten.

Bu ara çalıştığım yere yurt dışından misafir yağıyor, amcalar teyzeler geliyor fransadan, italyadan. Acaip insanlar var benim çalıştığım yerde bu gelen yabancıları esir ediyo bitanesi başkalarıyla iletişim kurmalarını engelliyor insanların hep benle hep benle, bir nevi deli, hep kendi konuşcak manyak, hasta. Burdan kızlara sesleniyorum 30unu geçmeden evlenin, çok geç olmadan.

Romen bi arkadaşım var pariste master yapıyor, konuştuk geçenlerde ne özendim ya bende pariste okumak istiyorum. Bazı arkadaşarım var, ankara çok sıkıcı istanbulda okumak istiyorum diye yakınıyorlar. Bi de benim çalıştığım yerdeki hatun var şu yukarda bahsettiğim oxford a göndermişler bunu, yapamamış gerizekalı. Ailem beni oxforda göndercek te yapamıcam ha, valla a.k. bütün oxfordun. Şu ülkede bi söz var arkadaş "urfada oxford vardı da ben mi okumadım" diye. Burda insalarla uğraşıp, yatmak daha kolay gelio, tam gerizekalı yav.

Neyse bu kadar dedikodu yeter.

Şu blog olayında dikkat ettiğim bi durum var içmeden yazamıyorum. Olmuyor arkadaş. Bi iletişim problemi var, içimi dökemiyorum. İlla alkol lazım. Evde aldığım biraların metal kutularını biriktiriyorum çuval oldu 2 ayda,

Dünyanın en şanşsız insanı benim bu arada torpil buldum müthiş bi işe gircektim, torpilimi işten çıkarttılar, nası torpilmiş demeyin hatun baya bi yüksek bi mevkideydi, sansayonel bi şekilde işten atıldı, olay oldu, (onun için eylem felan yapıldı, okullarda). Yazık oldu benim yüzümden işinden oldu zavallı, kişisel ve meşhur şanssızlığım yüzünden.

Hayatım baya bi monoton, bu gün pazartesi, 3 haftadır takip ediyorum aynı şeyleri yapıyorum; okul-ev, haftasonu arkadaşlarla dışarı çık, bilgisayarda oyun oyna, yat, uyu, kalk, haftasonları özenle kahvaltı hazırla sonra afiyetle ye, kahvaltıdan sonra sigara içme. Haftaiçi hep aynı olduğu için bahsetmiyorum, sanırım ben mutsuzum. Kıvılcım bekliyoum bi çok insan gibi. Geçen loto (geçen hafta çıkmadan önce, yani iki hafta önce) 35 milyon tl ikramiye veriodu, 10 liralık oynadım, 2 tutturdum(o kadarda şanssız değilim galiba hah). Sanki para herşeyi çözücekmiş gibi, şu an trilyonlarım olsa da farketmezdi galiba, bilmiyorum ama benim öyle parayla çok çok hayalim yok, işte nebiliyim onu alıyım bunu alıyım, ee hadi para da oldu aldım ee yine aynı bitti geçti. En fazla rakı yerine jack daniels içerim o olur, o kadar yani, daha fazlası değil. Para hayali, neyse hiç birşeyi çözmüyor.

İçince daha çekilir daha iyi biri olduğumu farkettim bugün. İyi geceler.

15:41 | Etiketler: Ankara, bira, dolmuş, haftasonu, hayat, iş-güç, müzik, yazıyla alakasız başlık, özeleştiri | 0 Yorum  

Freedom Fries

29 Kasım 2008 Cumartesi

Bu hafta iki tane hikaye var anlatabileceğim. E şimdi koskoca hafta yaşadın da iki tane mi hikaye var anlatacağın diyosunuz di mi, e napalım insanın hayatı ultra mega monoton olunca böyle oluyor. Tabi arada küçük enstantaneler oldu, o kadar da ölmedik, biz daha ölmedik! :))

Birinci hikaye dolmuşla alakalı, perşembe günü oldu. Hayatım da ilk defa gay bir dolmuş şöförüyle karşılaştım. Çok acaip geldi bana, hep dolmuş şöförlerinin arabesk dinleyen ölüyü diriyi düdükleyebilecek dirayette insanlar olabileceğini düşünüyordum. Nası almışlar acaba bu herifi işe, o aklıma geldi, torpil(!) vardır kesin. Çünkü gay bu meslek içinde heran karşılaşabilinecek bi insan değil sanırım, yani burda moda dergisi editörlüğünden bahsetmiyorum, herif dolmuş şöförü. Şimdi olay ise şöyle cereyan etti; Ben okulda dolmuş sırası bekliyorum eve dönmek için, neyse sıra ilerledi bana geldi bindim, para transferinde aracı olmamak için ya en öne ya en sona oturmayı tercih ediyorum genelde, ön boştu geçtim öne oturdum. Herkes bindi dolmuş hareket etti felan. Sonra para uzatmalar başladı "beşten 2 öğrenci", "10 dan 1" felan, sonra şöförün cevaplar gelince çark etti, "kimdindiii bu 10 üstüüü" "50 üstü vaaarr", "20 den kaçtııı?" sonra bi ara para bu üstünü veriim derken kaldırma çıkıyorduk, buna tepkisi o kadar feminendi ki, şöyle izah ediyim; hani anneler işte kek felan yaparlar ya sonra da servis yapmak için taşırken bi ara bi yere takılır sendeler "ay" ne biliyiim "ayol" diye tepki verirler, aynısıydı, burda da para üstü verirken, dolmuşu kaldırıma çıkarıyor bizim şöför. Burdaki amacım gayler şöyle kötü böyle kötü demek değil, ilginç bir olay sadece onun için yazıyorum. Neyse ama kızdım bu şöföre, milliktüphanede inicektim, dönmedi bahçeli tarafına keyfi olarak ha !! sebepte yok. Neyse indik dönemeçte baya bi yürüdüm ondan sonra, benle beraber iki üç kişi daha indi, onlar da farketmiş konuşuyorlardı, şöför neydi öle felan diye. Sonra yürürken kızdım iyice şöföre, ne gayi ya dedim, bu herif düpedüz ibne.
İkinci olayda dün yaşandı ama bunun tek şahidi benim, tek başıma yaşadım. Bilgisayar başındayım eski bi kız arkadaşımdan kalma bi cd var, içinde klip-mlip bişiyler var işte, onların arasında white stripes ın bi klibini gördüm hotel yorba olması lazım adı. Sonra Meg White dikkatimi çekti, klip senaryosu gereği, yazık felan dedim ama biraz da "fena da değilmiş la bu, bu bi googlayım şunu kimmiş neymiş" diye düşünmekten alamadım. Sonra kafamdan kaynar sular döküldü, hatunda anksiyete bozukluğu varmış, tabi esas durum bu değil hatunun gizli çekim bi seks kasedi varmış! Ya arkadaş geçen de böyle oldu, bi arkadaşla hatun muhabetti yapıyoruz, dedim ki şu kız çok iyimiş (başka biri bu hatırlamıyorum adını), güzelmiş ve de şekermiş, dedi ki iyi güzelde onu salla dedi, niye dedim, ben onun herşeyini gördüm la dedi, bi numarası yok dedi (numara? numara ne ki? "ama ama ben öyle değil, masum görünüyordu bu, niye böyle oldu ki şimdi?"), nası lan? vay aq dedim, işte şöyle düdüklüyorlar böyle yapıyorlar felan dedi bu, tamam dedim sus yeter. Neyse sonra karar verdim bu ünlüler ayrı insanlar, onları ayrı değerledirmek lazım. Ölçütlerde; "anam ne şeker kız"," düzgün bi kıza benziyo", "bak düşünebiliyormuş bu", "kafası çalışıyor bunun galiba", değil de şöyle olmalı; "anam neymiş lan bu of of kalçalara (he he kalça ne lan? yedik bizde kalçaymış) bak ya, iki lobu birbirine çarpıştırsan hangisi yarılılır acaba?". Evet böyle olmalı, hatta aynen böyle olmalı. Ünlüler bi garip. İnsan değil onlar, başka bişey. Neyse kapatalım bu bahsi :))

Last fm de geçen bi grup denk geldi çok sevdim adı: Fatima Spar und die Freedom Fries, avusturyalı bunlar, vokalde türk bi kız var (altta fotoda), tarzlarına da balkan caz diyebiliz. Türk vokal kızın gerçek adı fatima felan değil. Yalnız Freedom Fries çok orjinal ve güzel bi isim.

Not: Üsten iki fotoyu www.deviantart.com tan aldım, ilki cemalokmen isimli kullanıcının, ikincisi ise LostProperty isimli kullanıcının, sonra yok şöyle arakçısın böyle bilmemnesin diye şikayet gelmesin, üçüncü fotoyu ise www.gogolfest.org.ua ismli siteden aldım, bilmiom kimin. Anonim diyelim. :))

23:57 | Etiketler: Ankara, dolmuş, Fatima Spar und die Freedom Fries, gaylik vs ibnelik, haftasonu, Meg White, seks kasedi, white stripes, ünlüler | 4 Yorum  

Aktivasyon Enerjisi

14 Kasım 2008 Cuma

Cumartesi;
Bugün, odamı toparladım biraz ve artık daha az göçmen gibi görünüyorüm. Orda burda duran eskişehirdeki evimden kalma posterlerim vardı. Onları astım bilgisayarın arkasındaki duvara. Kitapları üstüste koyup, toparladım. Süpürmedim ama odayı ve etraf toparlanıp düzgün olunca, daha çok göze battı yerlerdeki çer çöp. Yarına erteledim süpürmeyi. Süpürgenin sesi hasta ediyor beni. Fakat eninde sonunda süpürecem kaçış yok. Sanırım çocukluktan kalma bir nefret bu, annem hep ben film izlerken felan süpürürdu odayı. Bende sinir olurdum anneme ve süpürgenin sesine. Neyse uzatmıyım o gün bu gündür sinir oluyorum. Bugün hiç birşey yapmadım sosyallik için. Facebookun ve msn messengerin allah belasını versin, yaşasın yüzyüze iletişim!!

Pazar;
- Öğle saatleri
Her haftaki pazar sendromunu yaşamıyorum bugün. Yalnız sabah kalkım canım çok kahve istedi, doğalgazın kredisi bitmiş avans ta vermiyo, gıcık oldum. Hemen o gazla su ısıtıcısı almak için attım kendimi Emek sokaklarına. Tansaşa gittim 30 lira pahalı geldi almadım sonra küçük esnafa destek olayım bari diye bi elektrikçiye sordum oda 40 dedi bende çüş dedim, 10 lira daha koyar kahve makinası alırım dedim tam çıkıyorum; "O zaman sana suyun içine atılanlardan verelim" dedi. Bende alla alla o ne ki dedim ve akabinde 5 liraya kendisini aldım ama pek güvensiz geldi bana satıcı çocuk ta uyardı: "aman abi sankın fişteyken elini sokma suyun sıcaklığına bakmak için". Teşekkür edip çıktım sonra. Eve geldim aptal hazır kahve için elektrik kontağından çıkan yangınla kömür olucaz aq diyip attım çaydanlığın içine aleti. Sonra bi anı aklıma geldi. Yurta kalıyorum Eskişehirde yıl 2002; Geceleri öğrenciler tuvaletlerde su ısıtıp çay kahve felan içiyorlar, suyu da şu dandik plastik en fazla iki bardak su hacimli su ısıtıcalarında ısıtıyorlardı o zaman için çok ucuzdu herkes onlardan alıyordu, mutlaka herkesin bi tane vardı yani. Neyse bende suyumu ısıtıyorum tuvalette; elemanın biri de kendi su ısıtıcısına baktı ısıtmıyormu felan diye galiba ve ısıcı o anda patladı (gerçekten patlamadı tabi biz öyle diyorduk ozaman, kısa devre yapıp anlık bir ateş çıkarıyordu). Elemanın suratındaki bütün kıllar yanmıştı bir anda, tepkisi çok komikti.

- Akşam üstü ;
Gaza geldim bikaç saatliğine term paper için kastım. Sonra baydım oyun oynadım, ondan da baydım. Tekrar su ısıtıcısında su ısıttım kahve için anam bir baktım içinde metal parçaları var, ilk kahve kriziyle farketmemişim, sonradan hatırladım bu dandik aletler hep bu sorunu yapıordu. Küfretim ama gene içtim kahveyi. Kahveden sonra tekrar arkeometalürji kastım. Bir saat felan babamla konuştum sonra bir kazı meselesi için. Özlemişim babamı ve de annemi tabiki. Pizza söyledim sonra doğal gaz bitti ya yemek yapamıyorum o yüzden.

- Saat 21:30 u geçti;
Şu Kahve makinası olayı kafamı kurcaladı ama buldum çözümünü. İki kabı içi içe koyup öyle ısıtıcam suyu yani aletin ilk ısıttığı su ikici kabı ısıtıcak. Bende ikinci kabın içindeki suyu kullanıcam kahve için. Şu kahve sorununu french press olayıyla kökten çözücem. Yanlız birilerinin adını anmadan edemicem. Tazzik erdoğan ve melik götçek. Allah ikinizde belasını versin ve ikinizide antartikaya çıplak bırakıp, birbirinize sürtünüp ısınmaya çalışmanızı sağlasın, boyu posu devrilesiceler sizi. Bu ne lan doğal gaz olayı yüzde 65 zam geçen seneden beri. Biri tüm Türkiyeyi öper diğeri sadece ankarayı ama iyi öpüyör bu kış. Sizin yüzünüzden bilgisayarın radyasyonuyla ısınmaya çalışıyorum. Ayaklarım öyle üşüdü ki kıçım bile onları ısıtamıyor artık. Ev arkadaşım soğuk yüzünden evden kaçtı.

- 23:00 gibi;
Bunları yazarken yarın olsa artık diye düşünüyorum. Çok sıkıldım bu haftasonu aslında buluşmam gereken arkadaşlar vardı uzun zamandan beri dışarı çıksak bi ara diyip duruyoruz. Ararım diyorumda üşeniyorum sonra aramıyorum. Of yarın var iş var diye düşünmedim bugün hiç. Sanırım işkolik oluyorum. Aslında iş koliklik değil sallamıyorum işi bir aydır felan. Kızdırdılar sokarım işine dedim. Okulda çalışmanın iyi yanları sıkılınca bir bahane bulup kaçabiliyorsun. Aslında diğerlerinden farklı değilim artık. İş yapıyor gibi görünüyorum ama yapmıyorum. Onların da aq kendilerine benzettiler beni de. Tahminimce 2 saat içinde uyucam. İçerden misafir battaniyesi de alıım bari üşenirim sonra. Tayyik topsunnn.

09:38 | Etiketler: anılar, Ankara, doğalgaz, gün akarken, haftasonu, iş-güç, kahve, soğuk, su ısıtıcısı | 1 Yorum  

Upuzunnn bi aradan sonra

09 Kasım 2008 Pazar

Uzun bir süredir (nekadar zaman oldu en son yazıyı yazalı bakmaya korktum) yazı yazamıyorum daha dogrusu üşeniyorum da yazmıyorum, böyle çok yorgun hissediyorum kendimi, off kim uğraşcak yazı mazı diyip oyun oynuyorum boş zamanlarımda.

Geçen arkadaşlardan biri rüyasını anlatıyor. Birini öldürüyormuş ondan sonra hapse girmekten çok korkmuşmuş işte zart zurt. Diyalog aynen şöyle;
- Abi dün bi rüya gördüm çok korktum aq.
- Ne gördün la ?
- Birini öldüyordum rüyada sinirlenip, sonra polis peşime düşüyor. Neyse orda burda gizleniyorum abi. Sonra insanlar bana 20 yıl yatarsın felan diyorlar acaip tırsıyorum, böyle ağlamaklı uyandım lan o kadar korkmuşum.
- Kork tabi olm sen böyle girersen hapse bıyıklı amcalar fena öperler orda, ehüeheüeheü :))
- Siktir lan
- Tabi olm ama cinayetten girdin diye de bi karizman oladabilir, artık orda vericen ayarı bişekilde.
- Cinayet olunca bişey olmuomuş olm, aman ya sanki gerçek neyse çok kötüydü yani dün gece.
- Aga geçen bir rüya gördüm bende, çok korkmuştum, böyle bi uçurumun kenarında uyuyorum sonra dönerken felan düşüyorum uçurumdan, sonra gerçekten düşmüşüm ama yataktan tabi, çok sevindim lan yataktan düştüğümde yükseklik korkusu var bende ya, bide ne sikime uçurumun kenarında uyuyorsam. Neyse götüm attı aga böyle.
- Abazalıktandır.
- Ney?
- Abazalıktandır olm
- Ne alakası var la?
- Valla onu Freud a sor. Ben bilmem.
- Ne Freud u olm. Götünden atıon bi de Freud diyon.
- Yok la gerçek. Bakalım istersen netten
- Bakalım bakalım.
.... "Freud rüya düşmek" -google da ara- tık...
- Aha bak gördün mü? :)))
- Hassiktir!! Doğruymuş lan (Dumur)
- Yalan mı söylicez alla alla (bıyık altından kıs kıs gülüyor)
- Aman ya sırf o öyle dedi diye aq vır vır vır bık bık (bahaneler, hedef saptırmalar, frued u kötülemeler)... muhabbet sürer gider... (vay aq Freud a bak ya herif o zamandan olayı çözmüş)

Sonra eve geldim detaylıca bi araştırma yaptım. Neyse çok derin olmayan bir iki şey biliyordum Frued hakkında ama rüyalar hakkında kitap (Düşlerin Yorumu, 1900 yılında basılmış) yazdığını bilmiyordum. Tamam adama belli bir saygı duyuyorum ama durumumla böyle yüzleşmek canımı sıktı, bende hakkında azıcık kötü konuşmuş olabilirim :]

Frued dışında hayatım bu aralar çok monoton hep aynı şeyleri yaşıyorum, aynı şeyleri yiyip, yemekten sonra aynı yerde çay içiyorum, aynı insanlarla konuşuyorum gün içinde ve herşey aynı aynı aynı.

Ocak Şubat gibi almanyaya gitmeyi planlıyorum, bi arkadasım var orda yeni gitti daha, para durumuna baglı, bide almanya vizeleri kaldırırsa, yoksa vize felan ugrasamam, gıcık oluyorum vize muhabbetine. Küfredesim gelio vize veren memura, kıl kıl sorular. Aynen şöyle demek istiyorum; "Lan iyiki bi ülkeniz var, kalmaya değil gezmeye gidicem" ama sonra sinirleniyorum "sıçarım ülkenize gitmiyom aq" diye patlıyorum. Ya aslında bu şununla ilgili; hani bazı durumlar vardır ya kendin olmaman lazımdır, kendin olursan sıçarsın; kibar olman lazımdır, aptalca gülümsemen lazımdır, pozitif olman lazımdır beni bu durumlar delirtiyor. Anafikir şu: herkesin standart taktığı maskeyi tak işini görünceye kadar sonra çıkarıp at. Ama bu benim dengemi bozuyor ben öyle biri değilim.

13:00 | Etiketler: düşmek, Freud, geyik muhabbeti, iş-güç, maske, rüya, uzun bir ara | 2 Yorum  

Hintliler, Yılanlar ve Blues

14 Eylül 2008 Pazar

Evet en çok yapmak istediğim şeylerden birini yapıp fitness e başladım. 2 gündür gidiyorum. Vücudumdaki bütün kaslar ağrıyor ve neredeyse vazgeçicem gitmekten ama hayır sigarıyı bırakmakla başladım sağlıklı yaşam geyiğine, yılmak yok. Salondayken böyle nefes nefese kaldığım zaman arada katran tadı ve kokusu geliyor, çok fena..

Geçen haftasonu ev arkadaşımın doğum gününü kutladık, eğlenceli geçti önce bi mekanda içtik daha sonrada if e gittik ankarada yaşayanlar bilir, tepindik. Ama sevmiyorum if i pek çok basık ve sıkışık, göt göte takılıo insanlar. Tabi hep sarhoş olduğum için çok ta önemli olmuyor.

Geçen nette bi fotoğraf albümü gözüme takıldı, yılan dans ettiren hintliler. Duymak istemeyeceğiniz bikaç yorumumu kendime saklıyıp, bir kaç şey söylemek istiyorum. Ya şimdi işte bunu da bir sanat, ne biliyim bir zanaat, olmadı en azından cesaret gerektiren birşey olarak anlayabilirim ama arkadaş niye yavru yılanı burnundan sokup ağzından çıkarıyorsun onu anlamadım. Yani bunun manası bak yılanı ağzıma bile sokarım mıdır, niye hayvana eziyet ediyorsun. İlla bir şey sokacaksan sok bakalım yetişkin bir kobrayı? Takdir edipte salak diyim. He bi de kameraya bakmamış mı hiphopçı zenciler gibi daha bi deli etti beni. Diğer fotodaki amca gibi en azından olayın ciddiyetini bozmayıp, efendi gibi işini yapsan ne olurdu. Şu ikinci fotodaki amca yanındaki çocuğun da bulunmasıyla böyle bir çocuklara hikaye anlatan babacan bir dedeyi anımsattı. Tabi bu amcanın diğer bir artısı da gözlükleri, ona böyle bir Ray Charles havası katıp, arkada klasik bir blues şarkısı çalsa ne güzel olurdu isteği yarattı bende. Ve bende hiç zaman kaybetmeyip last fm e Eric Clapton yazıp bastım enter a. Ne özlemişim ya, şarkılar değiştikçe dinledikçe dinleyesim geldi kalkamadım bir süre koltuktan mal gibi oturdum, tabi bunda ham olan bünyenin spor sonrası laçkalaçmasının da etkisi büyük. Öyle veya böyle bir süredir yapmadığım güzel bir şeyi dolaylı yoldan da olsa yılanı burnuna sokan bir hintli hatırlattı. Tabi bütün bunların sonunda da aklıma bişey geldi; yılan blues' la nasıl dans ederdi?


15:20 | Etiketler: Ankara, blues, Clapton, doğum günü, Eric, hamlık, Hintli, If, sağlıklı yaşam, spor | 0 Yorum  

Hayata Dönüş ve Ölüm

10 Eylül 2008 Çarşamba

Son yazımdan beridir nete giremiyorum çünkü aptal gibi bir oyunu oynuyorum, civilization 4. Nekadar oldu ki bir haftayı geçti sanıyorum. Çook zaman harcadım geceleri sabahlara kadar bu oyunu oynadım, işten geldim gene aynı, bu yazıya başlamadan önce bile oynuyordum. Ama sıkıldım bitti.


Bugün gazetede bazı haberler okudum birincisi; şu cern deneyi, çok sakat bişiy gibi geldi bana ya big bang koşullarını yaratıp, o zamana dair bilgiler edinceklermiş, edinecekeri bilgiler üzerinde pek durmucam beni etkileyen tarafı üç ay sonra ben ve tüm insanlığın yokolabilme ihtimali. Ya Cern de calışan fizikçiler yok tehlikeli değil meğil demişler de yok ben yine gerildim. Annemi aradım durumdan bahsettim, onu ve babamı çok sevdiğimi felan söyledim. Yok öle şey olmaz felan dedi o ama yok ben tribe girmişim bi kere yapcak bişiy yok, sonra bu ölümün nası olacağı hakkında düşündüm, kesin çok çabuk olcak hemen bir anda ışık hızlıyla öleceğiz sanırım. Sanki deneyde birşeyler ters gidecekmiş gibi bir hisse kapıldım işteki arkadaşlarla da bunun üzerine kafa patlattık. Bizim half life benzeri oyunlarla, diğer boyutlardan gelen yaratıkların dünyaya dehşet saçtığı filmlerle büyüdüğümüze ve bu cern mevzusunun kesin lavuk bir fizikçi tarafından batırılıcağına karar verdik. Abi göt korkusu insana neler düşündürtüyor. Tek tesellim ışık hızıyla ölmek olucak sanırım. Bir kaç laf edemeden diğer habere geçemicem, bi de deney yapılacak tüneli yerin 100 metre altına yapmışlar aferim zaten 100 metre derinlik küçük big bang i engeller zaten, geri zekalılar (kahvede okey oynayan hasan dayı tepkisi, kesinlikle benim değil:] )

"İsviçre’nin Lozan kentindeki Grand Prix’nin yüksek atlama müsabakalarında sarhoş yarışan Rus atlet Ivan Ukhov’un, 1 yıl müsabakalardan men edilmesi bekleniyor." (Milliyet)



Bu ruslar da değişik insanlar tabi ama takdir ettim bir yandan, en azından herif "orrraayyaa çıkkar asslanlarj gibi atrrrlarımmm" adamıymış. Ha bi de bu ruslar sarhoş oluyormuydu ya? Geçen sene Fransa dayken bi rus kız arkadaşım vardı votka içmiştik beraber, abi 3. shottan sonra böyle yüzüm gözüm kızardı yanıyorum kafam da çok iyi oldu bi yandan da bozmamaya çalışıyorum ama, anladı tabi ama işin ilginç tarafı kız da benim kadar içti ama tık yok, o akşam bişiy olmadı haliyle. Çok içersen ya maraza çıkarırsın ya da kuş ötmez demiş bi abi bi filmde, bende hiç zorlamadım kaderime boyun eğdim.

Diğer haber de bi spor haberi:
"Los Angeles Galaxy'nin Real Salt Lake ile karşı karşıya geldiği maçta gol atan Arjantinli oyuncu Fabian Espindola, attığı gole sevinirken ayağını kırdı. Üstelik attığı gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Espindola yaptığı açıklamada, başına gelen olaydan utanç duyduğunu söyledi." DHA



Abi yalnız herif bir parandeler atmış helal olsun ama inmeyi becerememiş böyle taklalar atan bi futbolcu daha vardı Martins diye nijeryalı interde oynuyodu şimdi nerde bilmiyorum. Böyle adamın zaten takla atar bi aerodinamiği vardı, yani o atlamasında kimler atlasın gibi bir yapısı vardı. Zaten öyle de oldu Martins hiç düşmedi, bu arjantinli düşmüş bi de bacağını kırmış zeki.

Ben bunları yazarken şu cern deneyinin başlangıcının başarılı olduğunu öğrendim. Maddenin sırrını çözceklermiş, ya arkadaş çözün de, ben daha gencim ya aman dikkat. Esas korkum bu fizikçiler biraz çatlak oluyor kesin lavuğun teki (o lavuğu biliyorum ben) bişiyler yapar ve de kara deliği açar o da bizi yutar. Sonra artık enerji olan bünye nerde birleşir kim bilir.
Neyse karadelik bir yana, bir şekilde ölcez zaten di mi? ama karadelik iyi, saniyede alıp götürüyor. Anlamıyosun ki ışık hızı muhabbetinden. Rüyamda hep ölüm görüyordum bi ara 8 yaşındayken felan (16 sene öncei, freud aq) , ölüm mevzusu o yüzden biraz hassas ve bu kadar çok bahsediyorum.

10:09 | Etiketler: atletizm, bilim, cern, civilization 4, fizik, futbol, haber, hayat, inter, karadelik, psikoloji, rus, sarhoş, takla, votka, ölüm | 2 Yorum  

Tatil Bitti Merhaba HCl

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Tatili bitirdim ve gene Ankaradayım. Otobüste hiç uyuyamadım en öne almışım bileti hiç farkında diildim. Nası oldu bilmiyorum ama 4 numarayı şöförün arkasındaki ikinci sırada cam kenarı olarak algıladım. Tabi en öne oturunca bütün yol boyunca (9 saat) mal gibi yola baktım ve düşündüm, hayal kurdum, aklıma gelen herşey hakkında bişiyler düşündüm, senaryolar ürettim. Doğal olarak da işe kıpkırmızı esrarkeşkeş gözlerle gittim, ama gene de yapmam gereken işleri hallettim içim rahat. Fakat sorun şu ki sokağın karşısında bir grup adam türk müsikisinin nadide örneklerini seslendiriyorlar fakat şu elektro saz yok mu hasta ediyor beni dıtdırı dıtdırı umarım keserler en kısa sürede de uyurum.

Maç var bugün karşıdaki kahveye maça gidicem, şu digitürk ve dsmart kanalları cok canımı sıkıyor, evde maç izleyemeyecekmiyiz kardeşim, hani öyle çok tv izleyen biri olsam alcam bi tanesini de şimdi birini alırım yılda bi maç izlicek olurum diğerinde çıkar iyice fıttırırım. En güzeli hiç karışmamak ve kahveye gidip paşa paşa izlemek.

Tatil hikayelerine gelince; evet arkadaş benden geçmiş bu çadır, kamp, festival olayları. Konfor istiyor bünye bir yerden sonra. Aptal gibi bide 5 saat güneşin anlında durunca vücutta yanmayan yer kalmadı her tarafım kıpkırmızı oldu 3 gün sürdü geçmesi, deri soyulması bir haftadan beri hala sürüyor. Tabi bu yanma hikayesi festivalin 2 günü ortaya çıktı ve de geriye kalan iki gününde heba olmasına sebep oldu zaten topu topu 2 hafta tatili olan ben "salak", günleri bol keseden harcadım. Neyse seneye artık :(( nası ya seneye nası ya seneye, gülmeyin sizinde başınıza gelicek :)

İş konusu babamla konuştum bizimkilerin yanına gidince, napiim diye akıl aldım. Dedim ki çok fena kafa ütülüyorlar baba napiim. O da bana sadece yapman gerekeni yap, ayşeyle fatmayla uğraşma, yoksa eziyet olur felan dedi, haklı tabi. Bende iş konusundaki strateijimi "kimseyle uğraşma işine bak" tabanlı oluşturucam. Bundan sonra insanlarla değil kimyasallarla meşgul olucam.

Ha yeni bi plan daha; en kısa zamanda ki bi dahaki maaş zamanı oluyor eşya alıcam odaya böyle göcebe gibi olmuyor. Her taraf her yerde. Bi de şu boyama işi var yıllar geçmiş ev boyanmayalı, çok fena görünüyor.

Şu konsantrasyon olayı çok önemli, yani eğer ki bir şeylere takılı kaldıysan sanki hayatta başka birşey yok gibi hissediyorsun. Bundan dolayı bazı şeylere çok takılı kalmamak lazım. Her şeyi ayarında yaşamak gerek. Hep ortalama biri olduğumdan şikayet ederdim, vasıfsız diye tanımlardım kendimi şimdi düşününce sanırım bazı şeyleri doğru yapmışım, ama hala bazı konularda eksikler var. Aslında hayatın da bir kuralı yok, yani şu böyle ötekini şöyle yaşa demek yanlış olur. Sanırım ben herşeyi bir kurala oturtmaya çalışıyorum sorun burda, bir zamanlar değer verdiğim biri şöyle demişti bana "çok kurcalıyorsun hayatı ve tadını kaçırıyorsun bazen". Aynı paragraf içinde iki zıt düşüncemde de hak veriyorum kendime, çok kararsızım çok...

08:52 | Etiketler: Ankara, deniz, festival, gün akarken, güneş, iş-güç, tatil, yaşam, zeytinli, özeleştiri | 0 Yorum  

Önceki Kayıtlar
Kaydol: Kayıtlar (Atom)


  • blograzzi lastfm technorati stumbleupon wiki buzcevheri siyahes

    Son Yazılar

    Yükleniyor...

    Son Yorumlar

    Yükleniyor...

    GÜNCE ARŞİVİ

    • ▼ 2009 (1)
      • ▼ Şubat (1)
        • Maket Uçak Yapcam
    • ► 2008 (22)
      • ► Kasım (3)
        • Freedom Fries
        • Aktivasyon Enerjisi
        • Upuzunnn bi aradan sonra
      • ► Eylül (2)
        • Hintliler, Yılanlar ve Blues
        • Hayata Dönüş ve Ölüm
      • ► Ağustos (3)
        • Tatil Bitti Merhaba HCl
        • Beynime format atıcam
        • Işınlanmayı bulsalar da elektron olup gitsem deniz...
      • ► Temmuz (3)
        • Cergy - çirkin adamın güzel şarkısı
        • Pazar Sendromu
        • Sigara mı? Ruh sağlığı mı?
      • ► Haziran (5)
        • Teşekkürler Kavaklıdere
        • Haftasonu - Euro2008 Finali
        • Tek insan, Üç karakter
        • Rutin
        • Güzel Günler Bizi Bekler
      • ► Mayıs (6)
        • Kadınlarla Çalışmak
        • Umutsuz Vaka
        • Şarap, Sinema ve Sufizm
        • Kedi Olmak İstiyorum
        • a ton étoile
        • Zaman Sorunu - Özeleştiri

    PİPİFİK BULUT

  • Günceler

    • kareli defter...
      Naboer (Next door) - Danimarka, İsveç, Norveç ortak yapımı olan filmin isminin kökeni İngilizce’deki “Neighbour” (Komşu) kelimesi anlamına geliyor ve sinemalarda da Next door (...
      1 saat önce
    • PuCCa GüNLüK
      Sadakat kadının bacak arasında başlar orda biter - Erkekler sürekli seksin özel bir hadise olmadığını, çekirdeği olan her canlıdan reçel yapabileceklerini, biz kadınların onların böyle sere serpe yatmaların...
      10 saat önce
    • SUFİ SAJA
      İNCİLİ - *Bu gün cumartesi hem gülelim hem düşünelim dedik. Zaman zaman halk kahramanı, zaman zaman divane olarak nitelendirilmiş kişilerden birinin iki hikayesini...
      14 saat önce
    • Bilinçaltı Kirlilerini Dökme Uğraşıları
      Diazemania - * İçim geçmiş... Bana bir şey anlattığınızda anlamıyorum, duyamıyorum, yorum yapamıyorum. Kendimi sizin yerinize koyup düşünemiyorum. Kendimi dahi düşünemi...
      6 gün önce
    • Sen Nereden Bakıyorsun?
      Hiç Aklımda Yoktu... - Yine size bir internet kafenin 13 numaralı masasından yazmaktayım. Siz bu yazıları okurken ben muhtemelen bisikletime binmiş eve doğru yol alıyor olacağım....
      2 hafta önce
    • Mühendis-i Geyik
      YİNE BİR SEZON FİNALİ - Azizim, Şimdi ben bir ilaç firmasında staj yaptığımdan dolayıdır ki çok yoğunum bu aralar ki bunu siz de fark etmişsinizdir ki bloga girilen yazı sayısı gü...
      2 hafta önce
    • buzcevheri
      Vibratör buzcevheri - Bir çarşı izni arasına sıkıştırma safsatalarımla tekrar merhabalar muhterem blogsever memeliler. Sıtkı sıyrılmış, kafası ambale olmuş, zevk’ü sefası itin m...
      3 hafta önce
    • siyahes
      fısıldıyorum - bir rüyanın başka bir rüyayı hatırlattığı oldu mu hiç? gördüğün en güzel rüyayı? hatırlamaya çalıştığında gözlerin dolacak kadar çok mutlu olduğun bir rüya...
      1 ay önce
    • Uykusuz
      Atom Heart Soldier - Normalde hayatımda olup bitenle ilgili pek şey yazmam buraya fakat bu kez bunu es geçebilirim aradaki 5 aylık özlem adına. Neler olup bittiğini merak edenl...
      1 ay önce
    • Yeni Düşler Satıcısı
      Dolu Dolu Yolculuk - * Hayatım, Bir rüzgar gönder bana doğru... Bir iklimi yolla top yekün! Çözsün tüm hasretleri Sarsın beni yaz-bahar,sonbahar-kış ile. Canım, Kaderin kalbin...
      5 ay önce

    İZLEYİCİLER


pipifik © 2008 Free Premium Wordpress Themes and BlackQuanta | Bloggerized by : GosuBlogger